Friday, May 27, 2011

Officially Old!


Kimine göre stres, kimine göre genetik, kimine göre ise ( ki kendimi bu başlıkla hangi kategoriye koyduğum belli bence :) ) yaşlılık belirtisi olan beyaz saç huzurlarımda! Artık bende de bir numune mevcut, hayırlı olsun :)

Elimde Savaş Var!

Böyle bir başlık pek çok yeni fikre gebeymiş gibi gözükse de kastettiğim kuşkusuz alyuvarların savaşı. Orjinal adı "il etait une fois la vie" olan bizim neslin ise "vücudumuzu tanıyalım" olarak bildiği bir zamanların çizgi filminin tadında bir savaş yaşanıyor şuan elimde. Aslında sadece elimde değil ayağımda da bir benzeri mevcut. Yaradan içeri sızan sevimsiz, eşkıya tipli mikroplar canım alyuvarlarıma eziyetteler. Yaraların çevresine barikatlar kuruluyor, herkes benim için mücadele ediyor.
http://www.gulli.fr ' dan
Aslında hayatımız boyunca birilerinin özeli olmak için boşuna bekliyoruz. Zira sayısını bilimsel doğrulukla veremeceyeğim çokluktaki ( ki bunu net olarak yapabilecek biri olduğundan da şüpheliyim!)  her bir hücremiz ömrümüzün sonuna kadar bizim için çırpınıyor, biz ayakta duralım diye onlar kendilerini feda ediyorlar.
http://desencyclopedie.wikia.com  ' dan
Bizden öte biz olan, bizim içimzdeki bizler kontrolü ele geçirene kadar da savaşlarımız devam ediyor içimizde biryerlerde biz bilsekte bilmesekte..

Monday, April 25, 2011

İnsanoğlu dot com



Bu sitede ne ararsanız var. Yeryüzünde ne kadar insan ararsanız-ki çoğu özünde aynı- evet yanlış duymadınız hepsi burada. Aslında ben de sizin gibi büyük bir merakla açtım baktım ne var diye. Tek bir insan!Tek tip! Hamurunu yoğurmuşlar, pişirmesi size kalmış. İsterseniz keyfe göre kakao, vanilya, tarçın falan da ekleyebiliyorsunuz ama hamurun tadını etkilemiyor bunlar sadece boyar madde. Elinde kocaman çuvaldızıyla dolaşıp, sizi deşmek için fırına atılmayı bekliyorlar. Dilleri tam 2 metre ama piştikçe içeri kaçıyor. Böylece o eleştirel cümleleri ardı ardına kurarken hiç zorluk çekmiyorlar. "Hep bana" ilk öğrendikleri kelime. Anne beni sevsin, baba beni sevsin, bütün oyuncaklar benim olsunla başlayan bir süreç var engellenemeyen. Büyüdükçe arkadaş sadece benim olsun, bütün hediyeler bana gelsin, en çok ben aranıp sorulayım. Sonra beyni biraz daha geliştikçe bu sefer nihayet karşı taraf içinde bir şeyler yapmaya başlarlar. Niye beni arayıp sormuyorsunlar, sen beni hiç anlamıyorsunlar, yaptığın her şey sahte, sen hiç bir şey bilmiyorsunlarla devam eden suçlama teknikleri de yaşla ilerler. Bencillik, ben merkezcilik bu hamurun temel yapı taşı. Kendi yaptığına bakmadan başkalarını suçlamakta ayrılamaz bir bütünü. Bu kadar kör olduktan sonra o iki göz niye var diye merak ediyor insan..İnsan mı dedim? Cidden var mı öyle nev-i şahsına münhasır bir yaratık? Herkes bir fabrika ürünü kadar tıpatıp aynı oysa ki.


Kader seni güldürmüyorsa, espiriyi anlayamadın demektir.

Tuesday, April 5, 2011

İnsomniac

 © Warner Bros. Ent. All rights reserved

Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. Develer telllal iken, pireler berber iken, tüm dünya bir acayip hale girmişken hazır, elinden sıkı sıkı tutulan uyku da ellerimden kaymasın mı? O kadar da gönlünü çelmeye çalıştım. Gel dedim bak kuzuları dizdim çitin önüne, seni bekliyorlar atlamak için. Beneklisi var, karbeyazı var. Kıvır kıvır tüylüsü var, arada meleze kaçmış saçları fönlü olanı bile var dedim. Tek ortak noktaları kabahatleri dedim.  Ne demek istiyorsun dercesine bön bön baktı suratıma. Dedim bunca senedir bir hukukumuz var hala tanıyamadın mı beni dedim. Herkes gibi o da benle uğraşmaktansa fıyışmayı tercih etti. hal böyle olunca, arenaya ilk atlayan beyin oldu. Kendisi animaniacstaki kadar sevimli olmasa da asabiyetleri burun buruna tamamlardı yarışmayı. Sazı elinde, başladı ordan burdan akorlara basmaya. 

Wednesday, March 30, 2011

Bu minvalde...


Çok eskiler, çok da eskimedikleri vakitlerde bizim günümüzde biçim, yol ya da en bi popülerinden tarz dediğimiz şeylere minval demişler. Efendime söyleyim onlar minvali olarak tanımlamışlar olayı, ama bize uzun gelmiş atmışız "i" sini zamanla...Biz günümüzde kelimeyi gerçek anlamıyla kullanmadığımız gibi, onu pek bi severek her yere sokuşturduğumuz ingilizceden gelen kısaltmasıyla bile özdeşleştirip en küçük değer demişiz zaman zaman (minimum value).

Bu açıklamadan sıkılanlarınıza derin bir nefes alıp oh deme fırsatını tanıyorum artık. Zira blogumun amacı burda giderek bozulmakta olan dilimizin arkasından yaslar tutmak değil ( ki bu benim haddime de değil-keşke böyle bir becerim ve bilgim olsa).. Asıl amaç neden minval sorusuna biraz da olsa cevap vermek..

Halet-i ruhiyemin o andaki durumu ve tarzı kaçı gösteriyorsa, buraya onları yazayım diye açtım blogumu..İsmini bulmak da bu minvalde pek zor olmadı sizin anlayacağınız :)

Hayatın ekseninin saptığı açıda, elimde iletkiyle hazır bekliyorum. Ölçtüğüm her açıyı burada daha da açmadan bana rahat yok.


Hoşgeldim :)