Showing posts with label İtalya. Show all posts
Showing posts with label İtalya. Show all posts

Tuesday, November 1, 2011

Porto Corsa

Ne yemeklerine, ne gezmesine sanırım asla doyamacağım bir ülke İtalya. Pazar günü yiğenim Arda ile birlikte izlediğim Arabalar 2 filminde Pixar dahilerinin özene bezene yarattıkları hayali İtalya kıyı kasabası olan Porto Corsa bana bunu bir kez daha hatırlattı. Monaco'yla Amalfi kıyılarını sentezleyerek yaratmışlar o eşsiz güzelliği, bunu da eve gelince baktığım sevgili pixar wikisinden öğrendim.



Porto Corsa olamasa da, Amalfi'ye gitmek farz oldu benim için. Dünya gözüyle şuraları da görürüm inşallah.

(wikipedia dan Amalfi Katedrali)

Özellikle şu blogdan sonra daha bir kabardı içimdeki istek.
 (bknz: http://hayatiminrenkleri.blogspot.com/2009/12/guney-italya-amalfi-kylar.html)

(wikipedia dan panoramik Amalfi kıyıları)
 Ben gidip daha güzellerini çekene kadar -umarım bu yaz gerçekleşir bu hayalim mesela :) - bunlara bakıp iç geçireceğim sanırım.

Monday, August 22, 2011

Perche No!

Daha önce bahsetmiştim şimdi de kartını buldum ve üşenmeyip tarayıp buralara bile koydum. İşte Firenze'nin (Floransa nın yani:) ) benim gözümde biricik dondurmacısı:)


Kalbim Floransada Kaldı ( Gezi Günlükleri 2)

İtalyaya gidipte Floransa'yı görmeden gelmek bence yapacağınız en büyük hata olur. Hele bir iki güne sığdırmaya çalışıyorsanız, tadı damağında programındaki Vedat Milor gibi olursunuz demedi demeyin! Bir kere şehir zaten her yanıyla tarih dolu. Günümüze bu kadar çok şeyi nasıl bozmadan getirebilmiş bu adamlar diye şaşırıp kalıyorsunuz, ve takdir ediyorsunuz. Şimdi ben size görmeden gelmeyin listesi yapıyorum. Ne kadarını görebilirseniz o kadar iyi. Bendeniz gezileri öncesi kendi mesleğinin gereklerini ciddi bir şekilde icra eden bir insan olduğumdan, kütüphaneden onlarca kitabı ofisime taşımaktan hiç çekinmedim Floransa'ya gitmeden evvel. Hele bir tanesini beraberimde de götürdüm itiraf ediyorum:)  Zira Uffizi Galerisi kendisi olmadan gezilmezdi kanımca. Bu kitapların birinde eski Floransa haritası vardı.

Florance: The City and Architecture kitabından


Gittiğinizde mutlaka kaldığınız otelde ve ya sağda solda herhangi bir Floransa haritası bulabilirsiniz ancak önceden gideceğiniz yerleri işaretlemeniz, hatta mümkünse günlük planlarınızı yapmanız hem zamanınızı verimli kullanıp az zamanda çok yer görmenize yarayacaktır, hemde anlamsız yere kendinizi yormanıza engel olacaktır. Bu harita da tarihi alanları göstermesi açısından işinize yarayacaktır.

1.Tatilde harcamalarınız büyük bir kısmı da  müzelere gidiyor. Floransa'da Uffizi Gallery bence görmeniz gereken en önemli müze.Müze gezmeyi seviyorsanız eğer,  Uffizi yi görmeden Floransa'dan gelme gibi bir lüksünüz yok bilmiş olun. Görebileceğiniz en önemli rönesans harikaları burada!  Benim Floransa'ya gitmeden evvel oluşturduğum listenin en başında geliyordu bu galeri, sizde mutlaka görün derim. Ben Şubatta gitmeme rağmen korkudan kuyruk bekleme derdi olmasın diye önceden online almıştım biletimi. Hiç sıra yoktu ama riske girmek istemedim çünkü okuduğum her yerde uzun bekleme kuyruklarından bahsediliyordu.Bu nedenle görmeden gelmemenizi tavsiye edeceğim bu müzenin biletini online alın! Sitesi de: http://www.uffizi.org/
Hatta burda görmeniz gereken en önemli eserler hakkında da birkaç şey bilmenizde yarar var.

2. Şehrin göbeğinde bütün haşmetiyle sizi selamlayan Cathedral , yani  Santa Maria del Fiore klisesinin ya tepesine ya da 444 basamaklı en yüksek çan tepesi olan Gitto's Campanile ye mutlaka çıkın ve bu manzarıyı görün!

3.  Basilica di Santa Maria del Fiore  nin vaftizhanesinin kapısının üzerindeki figürleri mutlaka inceleyin. Bunların herbiri ayrı bir olayı anlatmakta hatta bu amme hizmetini de üşenmeden yapabilirim. Önce şu listemizi bitirelim:)


4. Çok klasik ama şehri terk etmeden birkez de Michelangelo tepesinden şehre bakın. Bu güzel manzarayı da kaçırmamış olursunuz böylece..Orda ki Michelangelo'nun Davut heykelinin aslıda Galleria Acedemia da bulunmakta .


5. Ponte Vecchio da olmazsa olmazlardan elbette. Ama köprünün kendisini görmek için diğer köprülerden bakmanız gerekli doğal olarak. Ponte Vecchio yu güzel yapansa, içinde bulunan küçük kuyumcu dükkanları. Bunlar özellikle hemcinslerimin başını döndürebilecek güzellikte ürünler sergiliyor vitrinlerinde. Benim gibi bir Cameo hastasıysanız, paraya kıyıp birtane alınız, sonra pişman olmayınız. Buradakilerin pahalı olmasının sebebi, gerçek Cameo sanatını kullanmaları ve arka levhayı da gerçek altınla kaplamaları. Sadece Cameo takıları değil, aynı zamanda kırmızı mercanlardan da çok güzel kolyeler mevcut. Alışveriş listenizi yeniden gözden geçirmekte yarar var.

6. Uffizi Galery'nin hemen yanında bulunan meydan Piazza della Signoria da ki heykellerle de tanışmakta fayda var. Özellikle Medusa'nın kafasını elinde tutan Perseus takdire şayan.

7.Santa Maria Novella da bulunan Farmaceutica ( eski bir eczane de diyebiliriz) özellikle hemcinslerimin başını döndürebilecek çeşitte ürün sunmakta. Bu eski eczanede tamamiyle bitkisel kremler, parfümler,sabunlar sizleri bekliyor. En azından alamayacaksanız bile denemeden gelmeyin derim.

Bunlar en bilindik ve görülmezse olmaz yerleri Floransa'nın. Belirli günlerde kurulan pazarları, olmazsa olmaz deri aksesuarları, her köşe başında beliren tarihi binaları ve müzeleriyle Floransa burada yer almaya devam edecek. Ama bu sefer ki post burada bitsin, yoksa bu gidişle hiç yayınlayamayacağım:)

Friday, July 29, 2011

Avrupaya Gideriken Aldı da bir Neşe:) - (Gezi Günlükleri 1)

Şimdi siz bana bunları sormadınız ama benim işim öğretim olunca dayanamadım benim çektiğim tasaları sıkıntıları yolu bu bloga düşenler çekmesin diye onlara ufaktan bir yol haritası çizeyim dedim. Tamam itiraf ediyorum, aslında bu metin bayram tatiline Avrupayı sıkıştıracak dostlarım için yazıldı ama neden bir amme hizmetine dönüştürülmesin?  


Başlamadan önce bilgiler biraz karışık gelebilir diye, önsöz yazayım. Öncelikle aşağıda okuyacağınız bilgiler 2011 Şubat Milan-Floransa-Siena  ve yine 2011 Nisan Amsterdam-Utrecht-Eindhoven üçgenleri arasında gidip gelmekte.  Bu yüzden okuyucuya biraz sebze çorbası kıvamında gelse de, aradan güzel ayrıntılar kapacağınıza kuşkum yok:).


Kendime kaynak edindiğim sevgili eşkisözlük, trip advisor ve tabii ki google map bana çok yardımcı oldu. Sizin de eksik gördüğünüz noktalarda başvurmanızı tavsiye ederim.

Başlıyoruz:)

1. Vardık gittik ulaştık yaban ellere diyelim, daha sonra vuku bulan en önemli sorun iletişim bilindiği üzere. Şimdi ben yurt dışına çıkınca ne yapsam da burada ki sevdiklerimle haberleşsem diyorsanız aslında turkcell güzel güzel paketler yapmış (reklam yapmıyorum valla araştırdım en uygunu buydu ben giderken). Özellikle son olarak hatırladığım Amsterdam da 30 dk sı 19 tl gibi bir paketi vardı (Nisan 2011). Bende güle oynaya konuştum insanlarla. Yalnız burda dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntı, turkcellin dakika hesapı..Yani 30 sn de konuşsan 59 sn de ya da 1 sn açtılar yine de düşüyor dakikalarından. O yüzden hesabınızı bilerek konuşunuz. Telefonununuz hala açık değilse dakika uyarısını falan açınız. Hollanda da birde benim ortel hattım vardı. Ben bir hafta kadar kaldığım için ikisini de kullanmıştım (10 euroluk kontür vardı içinde alınca çıkıyordu içinden yanlış hatırlamıyorsam, zaten bir sitesi var herşeyi anlatıyor hatta türkçe bile var dil seçeneklerinde:) bknz: www.ortelmobile.nl). Ortel( oranın hattı) kendi içinde bedavaydı ve Hollandada yanında kaldığım arkadaşımla böylece rahat rahat konuşuyorduk. İtalya içinde benzer bir turkcell paketi kullanmıştım. Dönem dönem yapıyor zaten turkcell böyle şeyler takip edin derim. bunun dışında İtalyaya da ilk gittiğimde (2007 Temmuz) tabacchi lerden(burdaki bakkal gibi tütün dükkanları yani) uluslararası konuşma için bir şifre kağıdı almıştım 10 euro falandı o da, onla da bir hafta boyunca annemle konuşmuştum rahat rahat. Rahattan kastım burada ki gibi açıp 10 dk konuşma değil tabii, yurt dışında iyiyim ben bugün burdayım vari maksimum 1-2 dakikalık durum bildirmeler yeterli oluyor.

2. Bollito diye birşey vardı Floransa da...Böyle köşe başlarında bizde kokoreç köfte geleneğinin bir benzeri diyebilirim ve afiyetle yiyebileceğiniz hemde ucuz (ki bu İtalya için çok rastlanan bir durum değil kimi zaman) bir yer arıyorsanız kesin uğrayın derim. Zaten bir iki yemek yeri daha tavsiye edeceğim onlar da buna yakın. Bu arada bol bol trip advisor ve ekşiye başvurun. Biz de bollito yu  burdan öğrenmiştik. Bakın tam metni vericem. Ama önce bu bollito tezgahının dibinde bir market, çaprazında da güzel bir dondurmacı var (adı perche no! - why not demek italyanca:)) ondan da üstüne dondurma yiyebilirsiniz. Bir daha dondurma yemek istemeyebilirsiniz Roma ve Floransada ki o lezzetli dondurmaların üstüne..pistachio yani fıstıklıları süper! birde çikolata parçalısı vardı ama ben unuttum adını.

Ekşideki entrye dönersek;

"yemek içmek için de eğer çulsuz bir öğrenci iseniz tavsiyem dante'nin evinden çıkınca hemen köşede göreceğiniz seyyar sandviççi. ama bildiğiniz sandviçler dışında floransa'ya özel iki ayrı spesyalite de hazırlıyor bu abi. biri trippa denen, bildiğimiz işkembenin ekmek arası haline getirilmiş soslu versiyonu. ben işkembeyle aram pek olmadığı için onun yerine bollito denen sarımsak soslu buğulama dana etli sandviçi tercih ettim ki kendisi orgazmik bir lezzet."



gabircik, 23.06.2010 23:24 ~ 18.08.2010 11:00