Monday, August 15, 2011
Doğum Günü Karmaları
Doğum günleri, önemli gün ve haftaların içinde en çok sevdiğim olmasından mütevellit sevdiğim insanlar için bu günlerde elimden gelen yaratıcılığı ardıma koymam. Kişiye özeldir bir kere, yer yüzünde birçok insanın ki ortak olabilir -mesela böyle bir istatistik duymuştum bir keresinde aynı sınıfta doğum günü aynı olan iki kişinin olma olasığı %86dan(ki bu rakamı net hatırlamıyorum sadece barney stinson oranı vereyim dedim:) ) fazlaymış. Ama burada önemli olan ne anneler, ne babalar, ne sevgililer günü gibi saf ticaret kokan bir gün değildir. Belli bir yaştan sonra artık yaş(!) olur o gün ve artık kutlanmaz. Ben kendime 30 limitini koydum mesela. 30. yaş günümde Friends dizisindeki Jeniffer Anistonın karakteri Rachel gibi bir doğum günü yapıp işi zirvede bırakmayı planlıyorum.
Asıl burda değinmek istediğim mevzu, doğum günlerinin karması. Meşhur "what goes around comes around" deyişindekinin tıpkısından, siz sene boyunca yaptıklarınızı biçersiniz doğum günlerinizde.. Eğer şanslıysanız ve Ocak ayının ilk günü doğmadıysanız tabii. Zira böyle bir durumda arkadaşlarınızın gerçek yaratıcılıkları ve ilgileri size hizmet edecektir. Burda sizi gerçekten önemseyen insanları toplayıp ayrı bir kümeye koymak istiyorum. Birde davete icabet durumundan kurtulamayanlar var, burda meclis içinde kalanlar onlar. Misal vermek gerekirse, siz bir sosyal paylaşım sitesinden bir doğum günü tebriğiyle geçiştirmişseniz, bu kişiden süpriz parti beklemeniz süpriz olur. Aldığınız tshirte karşılık bir sweat, her kitaba bir kitap, her gece 12 smsine de yine saatler 00.00 iken gelen bir tebrik mesajı bekleyiniz, zira yüksek olasılıkla gerçekleşecektir.
Burada maksadım, aslında bu kişiye en özel gününde kişinin özünde kendi tasarımı olduğu...Tıpkı çevrenizde ki insanları seçer gibi, kendi doğum gününüzü de belirlersiniz. Arada bir süpriz gelişmeler de olmaz demeyelim şimdi, onlarda hayatınızın tuzu biberi. Sizi şaşırtan herşey hayatınıza renk katacaktır emin olun.. Rengi sever misiniz sevmez misiniz orasını bilemeyeceğim ama:)
Kendi doğum günlerime gelince. Bu günde onlardan biri. Hayatımın büyük bir bölümünde ufak tefek aksilikler, bazen beni üzen şeyler hep doğum günlerime denk geldiğinden pek barışık değilimdir kendiminkiyle. Ama yine de beni sevenler her zaman olduğu gibi bugünde yanımdadır, bu da hayatta beni en mutlu eden şey, e daha ne isteyeyim değil mi:)?
Monday, August 8, 2011
Sense of humour dediğimiz de bu değil midir:)
San Diego da binlerce insanın katılımıyla gerçekleşen muhteşem ESRI User Conference ın flickr sitesinden bir fotoğraf. "Bilim adamları da espiri yapar"a phd comics'ten sonra bir örnek daha.
Tuesday, August 2, 2011
Physical Head Damage vs Piled Higher and Deeper !
Bugün benim günümü neşelendirdin ey PhD Comics! Bir de blogumu şenlendir:)
all images © 1997-2003 Jorge Cham
Friday, July 29, 2011
Avrupaya Gideriken Aldı da bir Neşe:) - (Gezi Günlükleri 1)
Şimdi siz bana bunları sormadınız ama benim işim öğretim olunca dayanamadım benim çektiğim tasaları sıkıntıları yolu bu bloga düşenler çekmesin diye onlara ufaktan bir yol haritası çizeyim dedim. Tamam itiraf ediyorum, aslında bu metin bayram tatiline Avrupayı sıkıştıracak dostlarım için yazıldı ama neden bir amme hizmetine dönüştürülmesin?
Başlamadan önce bilgiler biraz karışık gelebilir diye, önsöz yazayım. Öncelikle aşağıda okuyacağınız bilgiler 2011 Şubat Milan-Floransa-Siena ve yine 2011 Nisan Amsterdam-Utrecht-Eindhoven üçgenleri arasında gidip gelmekte. Bu yüzden okuyucuya biraz sebze çorbası kıvamında gelse de, aradan güzel ayrıntılar kapacağınıza kuşkum yok:).
Kendime kaynak edindiğim sevgili eşkisözlük, trip advisor ve tabii ki google map bana çok yardımcı oldu. Sizin de eksik gördüğünüz noktalarda başvurmanızı tavsiye ederim.
Başlıyoruz:)
Başlamadan önce bilgiler biraz karışık gelebilir diye, önsöz yazayım. Öncelikle aşağıda okuyacağınız bilgiler 2011 Şubat Milan-Floransa-Siena ve yine 2011 Nisan Amsterdam-Utrecht-Eindhoven üçgenleri arasında gidip gelmekte. Bu yüzden okuyucuya biraz sebze çorbası kıvamında gelse de, aradan güzel ayrıntılar kapacağınıza kuşkum yok:).
Kendime kaynak edindiğim sevgili eşkisözlük, trip advisor ve tabii ki google map bana çok yardımcı oldu. Sizin de eksik gördüğünüz noktalarda başvurmanızı tavsiye ederim.
Başlıyoruz:)
1. Vardık gittik ulaştık yaban ellere diyelim, daha sonra vuku bulan en önemli sorun iletişim bilindiği üzere. Şimdi ben yurt dışına çıkınca ne yapsam da burada ki sevdiklerimle haberleşsem diyorsanız aslında turkcell güzel güzel paketler yapmış (reklam yapmıyorum valla araştırdım en uygunu buydu ben giderken). Özellikle son olarak hatırladığım Amsterdam da 30 dk sı 19 tl gibi bir paketi vardı (Nisan 2011). Bende güle oynaya konuştum insanlarla. Yalnız burda dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntı, turkcellin dakika hesapı..Yani 30 sn de konuşsan 59 sn de ya da 1 sn açtılar yine de düşüyor dakikalarından. O yüzden hesabınızı bilerek konuşunuz. Telefonununuz hala açık değilse dakika uyarısını falan açınız. Hollanda da birde benim ortel hattım vardı. Ben bir hafta kadar kaldığım için ikisini de kullanmıştım (10 euroluk kontür vardı içinde alınca çıkıyordu içinden yanlış hatırlamıyorsam, zaten bir sitesi var herşeyi anlatıyor hatta türkçe bile var dil seçeneklerinde:) bknz: www.ortelmobile.nl). Ortel( oranın hattı) kendi içinde bedavaydı ve Hollandada yanında kaldığım arkadaşımla böylece rahat rahat konuşuyorduk. İtalya içinde benzer bir turkcell paketi kullanmıştım. Dönem dönem yapıyor zaten turkcell böyle şeyler takip edin derim. bunun dışında İtalyaya da ilk gittiğimde (2007 Temmuz) tabacchi lerden(burdaki bakkal gibi tütün dükkanları yani) uluslararası konuşma için bir şifre kağıdı almıştım 10 euro falandı o da, onla da bir hafta boyunca annemle konuşmuştum rahat rahat. Rahattan kastım burada ki gibi açıp 10 dk konuşma değil tabii, yurt dışında iyiyim ben bugün burdayım vari maksimum 1-2 dakikalık durum bildirmeler yeterli oluyor.
2. Bollito diye birşey vardı Floransa da...Böyle köşe başlarında bizde kokoreç köfte geleneğinin bir benzeri diyebilirim ve afiyetle yiyebileceğiniz hemde ucuz (ki bu İtalya için çok rastlanan bir durum değil kimi zaman) bir yer arıyorsanız kesin uğrayın derim. Zaten bir iki yemek yeri daha tavsiye edeceğim onlar da buna yakın. Bu arada bol bol trip advisor ve ekşiye başvurun. Biz de bollito yu burdan öğrenmiştik. Bakın tam metni vericem. Ama önce bu bollito tezgahının dibinde bir market, çaprazında da güzel bir dondurmacı var (adı perche no! - why not demek italyanca:)) ondan da üstüne dondurma yiyebilirsiniz. Bir daha dondurma yemek istemeyebilirsiniz Roma ve Floransada ki o lezzetli dondurmaların üstüne..pistachio yani fıstıklıları süper! birde çikolata parçalısı vardı ama ben unuttum adını.
Ekşideki entrye dönersek;
"yemek içmek için de eğer çulsuz bir öğrenci iseniz tavsiyem dante'nin evinden çıkınca hemen köşede göreceğiniz seyyar sandviççi. ama bildiğiniz sandviçler dışında floransa'ya özel iki ayrı spesyalite de hazırlıyor bu abi. biri trippa denen, bildiğimiz işkembenin ekmek arası haline getirilmiş soslu versiyonu. ben işkembeyle aram pek olmadığı için onun yerine bollito denen sarımsak soslu buğulama dana etli sandviçi tercih ettim ki kendisi orgazmik bir lezzet."
gabircik, 23.06.2010 23:24 ~ 18.08.2010 11:00
Thursday, July 7, 2011
I Brain ODTÜ
Aslında sitesi fevkalede anlatıyor hakkında olup bitenleri, ODTÜ etkisini..http://ibrain.odtu.edu.tr/
İzleyince videoları, insanın içinden o eski ruhu yaşatmak hala mümkün diye geçiyor.
Bu seneki mezunlarımızda da ben o kıvılcımı gördüm. Birbirinden güzel pankartlarıyla, karşınızda 2011 ODTÜ Mezunları.
P.S: Önümdeki sevinç ile coşmuş amca da azıcık daha sakin dursaydı, fotoğrafların açısı biraz daha güzel olabilirdi..Sağlık olsun.:)
İzleyince videoları, insanın içinden o eski ruhu yaşatmak hala mümkün diye geçiyor.
Bu seneki mezunlarımızda da ben o kıvılcımı gördüm. Birbirinden güzel pankartlarıyla, karşınızda 2011 ODTÜ Mezunları.
P.S: Önümdeki sevinç ile coşmuş amca da azıcık daha sakin dursaydı, fotoğrafların açısı biraz daha güzel olabilirdi..Sağlık olsun.:)
Friday, May 27, 2011
Officially Old!
Kimine göre stres, kimine göre genetik, kimine göre ise ( ki kendimi bu başlıkla hangi kategoriye koyduğum belli bence :) ) yaşlılık belirtisi olan beyaz saç huzurlarımda! Artık bende de bir numune mevcut, hayırlı olsun :)
Elimde Savaş Var!
Böyle bir başlık pek çok yeni fikre gebeymiş gibi gözükse de kastettiğim kuşkusuz alyuvarların savaşı. Orjinal adı "il etait une fois la vie" olan bizim neslin ise "vücudumuzu tanıyalım" olarak bildiği bir zamanların çizgi filminin tadında bir savaş yaşanıyor şuan elimde. Aslında sadece elimde değil ayağımda da bir benzeri mevcut. Yaradan içeri sızan sevimsiz, eşkıya tipli mikroplar canım alyuvarlarıma eziyetteler. Yaraların çevresine barikatlar kuruluyor, herkes benim için mücadele ediyor.
![]() |
| http://www.gulli.fr ' dan |
Aslında hayatımız boyunca birilerinin özeli olmak için boşuna bekliyoruz. Zira sayısını bilimsel doğrulukla veremeceyeğim çokluktaki ( ki bunu net olarak yapabilecek biri olduğundan da şüpheliyim!) her bir hücremiz ömrümüzün sonuna kadar bizim için çırpınıyor, biz ayakta duralım diye onlar kendilerini feda ediyorlar.
![]() |
| http://desencyclopedie.wikia.com ' dan |
Bizden öte biz olan, bizim içimzdeki bizler kontrolü ele geçirene kadar da savaşlarımız devam ediyor içimizde biryerlerde biz bilsekte bilmesekte..
Subscribe to:
Posts (Atom)







